| Azerbaycan'ın Atası - 1 |
|
|
|
| Yazılar - Azerbaycan | |||||
| Perşembe, 27 Kasım 2008 18:03 | |||||
BİR MİLLET İKİ DEVLETAzerbaycan’ın Atası: Haydar Aliyev;(10 Mayıs 1925 — 12 Aralık 2003)
Can Dostlar; Hazar’da bir başka eser rüzgâr, Değerli okurlarıma “Kafkasları” Hazar’la anlatmak istedim dilim döndüğünce. Asırlar boyu Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen göçlerde, geçiş koridoru olmuş ve bir çok medeniyetler kök salmış bu topraklarda. Kafkasya’nın günümüzdeki konumunu daha iyi anlayabilmek için; bu bölgenin yer altı zenginliklerini, insanların karışık demografik yapısını, ülkelerin tarihsel süreçlerini, devletleri ve liderlerini çok iyi incelemek ve tanımak gerekir kanısındayım. Yazımın akış sürecinde ağırlıklı olarak Azerbaycan üzerinde duracağım;
Yem yeşil bir coğrafya ve çok zengin yer altı zenginlikleri olan bir bölgedir bu topraklar, onun için İnsanoğlu her zaman sahip olmak istemiş “Kafkaslara, Azerbaycan’a ve Hazar’a.” Kafkaslar, Hazar’a benzer; ne zaman durgunlaşacağı ne zaman coşacağı hiç belli olmaz, “Azerbaycan’da Kafkasların bir yansımasıdır sanki” Hele bir de “Petrol” varsa ülkede “her şey karma karışık olur bir anda”. Böyle bir ortamda ülke yönetmek hiçte kolay değildir, o zaman politikacı olmak yetmez, “Devlet adamı gerekir yönetmek için Azerbaycan’ı.”
Kara elmas dediğimiz petrol, geçmişte olduğu gibi “kap kara keder olur” bir anda, ülke bir anda çatırdar ortadan ikiye odlar yurdu Azerbaycan’da.” Vatanseverlik; Sağcılıkla, Solculukla, Din ile Dinsizlikle özdeşleştirilecek bir kavram değildir! Buna en uygun örnek Azerbaycan’ın yakın tarihinde ki iki değerli şahsiyet olan, Haydar Aliyev ve Ebulfeyz Elçibey’dir.
Can Dostlar, Azerbaycan’ın bu iki ismi yan yana geldiğinde nedense beynimin kıvrımlarında “Tam benzemeseler bile” Atatürk’ü Haydar Aliyev ile Enver Paşa’yı da Ebufeyz Elçibey ile birlikte düşünmek geliyor içimden. “Ayrı zamanların insanları olsalar bile, tıpatıp uyuşmasalar bile”. Bu kanıya varmamın birkaç nedeni var. Haydar Aliyev’in;
Atatürk’ü çağrıştırıyor bana. Ebulfeyz Elçibey’in;
gibi konularda hep Enver Paşa'yı anımsatıyor bana “Ebulfeyz Elçibey” . Lider ; toplumunu ve ülkesinin çıkarlarını, bulunduğu ortama göre sentezleme kabiliyetine sahip olandır. Aristo gibi; "davranışta ılımlılığı, sorunları çözmenin en uygun yolunun da “mantığın” kullanılması olduğunu bilmelidir” Lider. Önemli olan Kafkasya coğrafyasındaki Azerbaycan’ın yüksek menfaatlerini ve refahını sağlamaksa eğer, bu coğrafyada aşırı milliyetçiliğe yer yoktur. Bayrak üzerinden milli duyguları istismara da gerek yoktur. Değerli okurlar güncel diye anımsadım, Kars’ın politikasında Ülkemizin saygın partisidir MHP, Bu partiden aday adayı olmak isteyen ve geçtiğimiz seçimlerde sürekli kaybettiği halde de tekrar yerel seçimlerinde aday adayı olmak için ısrar eden şehrimizin önemli(!) Siyaset adamı, “Önder Gazetesinde ki bir yazısında beni itham edip, açıklama yapmamı istemektedir. Bu önemli(!) kişi devletin bir bürokratıdır ve resmen bürokrat kimliği ile geleceği için siyaset yapmaktadır, bu kişinin amirleri yok mu? Çok garibime gitti doğrusu. Ben dünyayı gezen, her gittiği ülke hakkında detaylı araştırma niteliğinde yazılar yazan çekimler yapan bir arkadaşınızım. Son araştırma gezimi de Ermenistan’a yaptım; Ermenistan ile ilgili 60 sayfa süren çok detaylı araştırma yazımı 18 gün boyunca “Çağdaş Kars Haber” gazetesinde yayınladım, yazdıklarım benim şahsi fikirlerimdir, okurlarım beğenir veya beğenmezler her düşünceyi saygı ile karşılarım; ama şahsıma yapılan hakareti asla kabul etmem. Bu önemli(!) arkadaş resmen bayrak üzerinden siyaset yapmaktadır.
Sayın Okurlar; Ben Ermenistan’a gidip doğru bildiğim için şunları söyledim;
VİDEO KAMERA, TEYP’E ALINMIŞ SES KAYITLARI VE FOTOĞRAF GÖRÜNTÜLERİ İLE kayda aldım ve GÜN BOYUNCA YAYINLADIM.
Can Dostlarım, Ben, bir kısmını yukarıda belirttiğim bu ifadeleri ERMENİSTAN’DA, DOĞRU OLDUĞUNA İNANDIĞIM İÇİN SÖYLEDİM ve savundum (İspat için her türlü görsel ve yazınsal kayıtlarım mevcuttur, gelir, görebilir.). Şimdi soruyorum şahsi çıkarı için bayrak üzerinden siyaset yapan önemli(!) Arkadaşıma, EĞER SENİN DE YÜREĞİN VARSA; BENİM ERMENİSTAN’DA SÖYLEDİĞİM BU SÖZLERİN BİR TANESİNİ ERMENİSTAN’DA SÖYLE, O ZAMAN SANA GERÇEK MİLLİYETÇİ DİYEYİM! KUTSAL DEĞERLERİMİZ OLAN VATAN, DİN VE BAYRAK ÜZERİNDEN ŞAHSİ ÇIKAR İÇİN SİYASET YAPMAK, MİLLİ DEĞERLERİMİZE HAKARETTEN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR!
Sayın Okurlarım, O değerli(!) Siyasi arkadaşımız yazılanları herhalde okumamış? "Bayrağı çiğneyen de şerefsizdir, bayrağı yakan da, onun üzerinden şahsi siyasetini yapan da". Şanlı bayrağımızı, şehrimizi kamplara ayırıp siyasi amaçlar için kullanmak, bayrağımıza yapılan en büyük hakarettir ve de şerefsizliktir, “Çünkü bayrak; bu vatanı vatan olarak kabullenmiş herkesin bayrağıdır”. “Siyasi çıkarları uğruna onu kirletenlerin değil”. Bizler, Atatürk gibi çiğnenmek için yere serilen Yunan bayrağını yerden kaldıran bir milletin evlatlarıyız.
Sayın Okurlarım, Bu konuya ileride dönmek kaydıyla noktalayıp tekrar konumuza dönelim. Rusya ile ABD’nin çıkarları için “koçbaşı” gibi bir birlerine vurduğu bu Kafkasya arenasında , Azerbaycan’ın çıkarlarını ve milli menfaatlerini her zaman en önde tutmaktır.
Değerli Okurlar, sırası geldiğinde Azerbaycan’ın değerli şahsiyetleri olan Haydar Aliyev ile Ebulfeyz Elçibey’i fazla derine dalmadan birbirleri ile karşılaştıracağım. Azerbaycan’ın Atası Haydar Aliyev; 10 Mayıs1923’te Nahçıvan’ın kenar mahallesinde dar gelirli işçi bir ailede dünyaya geldi. 1939’da Nahcıvan Pedagoji Teknik Lisesini bitirdikten sonra Azerbaycan Sanayi Enstitüsü'nün Mimarlık Fakültesi'nde eğitim gördü. 1941 yılında M. Azizbeyov Sanayi Enstitüsü’nden (şimdiki Azerbaycan Petrol Akademisi) mezun oldu.
HAYDAR ALİYEV, “KOMÜNİST PARTİSİ” VE “KGB” SAFLARINDA
Aliyev, 20 yaşlarında cavan bir delikanlıyken “Komünist Partisi” saflarına katıldı. 1941 yılından itibaren Nahcıvan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Halk Dili İşleri Komiserliğinde görev aldıktan sonra 1944 yılında Nahcıvan Komünist Partisi tarafından KGB'de görevlendirildi. Haydar Aliyev’in, “Komünist Parti” ve “KGB” saflarında yer alması hayatının akışını belirleyen en önemli dönüm noktalarıdır. Rusya’da siyasetin nasıl yönlendirildiğini bu iki kurumda fazlasıyla öğrenme fırsatı buldu. 1957 yılında Sergei Mironoviç Kirov Üniversitesi’ni (şimdiki Azerbaycan Devlet Üniversitesi “Tarih Bölümünü”) bitirdi. 1967 yılına gelindiğinde, “Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreterliği'ne” getirildi. Bu süreçte yapmış olduğu başarılı çalışmaları ona geniş ufuklar açtı. Aliyev; 1969’da Azerbaycan Komünist Partisi'nin başına geçti. Devletin rehberi oldu. Bu görevini 1982 yılına kadar sürdürdü. Çok verimli geçen bu on dört yıl birçok atılımlara imza attı.
HAYDAR ALİYEV “POLİTBÜRO” ASİL ÜYESİ
Saygıdeğer Okurlarım, Haydar Aliyev’in ülkesini kurtaracak alt yapısını şekillendiren merdivenleri teker teker çıkıyordu. İki kez Sosyalist Emek Nişanı ile ödüllendirildikten sonra 1976 yılında “Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbüro Yedek Üyeliği'ne” atanandı. 1982 yılında“Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbüro Asil Üyeliği'ne” getirildi. Edindiği birikimlerini hayatı boyunca taşıyacak ve yeri geldiğine ülkesi yararına kullanacaktı.
SSCB’DE POLİTBÜROYA SEÇİLEN “TEK TÜRK”
Haydar Aliyev; SSCB'de Politbüro'ya yükselen tek Türk siyasetçisi oldu. Haydar Aliyev bu görevde sürekli koştu, düştü, tekrar ayağa kalktı ve daha yükseklere tırmandı yıllarca. Ama hiç yılmadan! Devlet işlerinde ve siyasi konularda; pragmatik yaklaşım tarzını pratik zekası ile birleştirerek farklı bir portre yarattı kendine özgü. Onun bu başarılı yükselişi Moskova’nın da dikkatini çekmişti.
ALİYEV, SSCB BAŞBAKANLIK BİRİNCİ YARDIMCISI ve KOMÜNİST PARTİSİ MERKEZ KOMİTE ÜYESİ
Haydar Aliyev 1982-1987 yıllarında Sovyetler Birliği Başbakanlık Birinci Yardımcılığı'na getirildiğinde yıldızı iyice parlamıştı. Tempolu çalışma azmi onu bu görev devam ederken Komünist Partisi Merkez Komitesi üyeliğine de taşıdı. Aliyev’in Azerbaycan için yaptıklarını daha iyi anlamak için dava arkadaşı olan Azerbaycan Kars Baş Konsolosu Hasan Sultanoğlu’nun yazısından bazı alıntıları konunun akışı içinde sunacağım.
HAYDAR ALİYEV’İN GORBAÇOV İLE ÇELİŞKİSİ
Haydar ALİYEV 1987 yılının Ekim ayında Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Bürosu’nun ve şahsen Genel Sekreter Mihail Gorbaçov’un yürüttüğü siyasi tarza itiraz ettiği için bu görevinden ayrıldı. O yıllarda, petrol karası gibi kapkara yıllardı. Petrolün girdabında önceden hazırlanmış bir senaryo yazlıyor sanki Azerbaycan’ın tarih sayfalarına. Ağustos 1987’de, Azeri - Ermeni çatışmaları ufaktan başlayıp saman alevi gibi parlamak üzereydi. Düşünmeden edemiyor insan? “Kurgu muydu neydi bilinmez?” Ermeniler, Dağlık Karabağ’da “sayısal çoğunluğu oluşturdukları gerekçesiyle” Ermenistan’a katılma talebiyle Moskova’ya başvurdular. 1988 karanlığa giden yolun kurguları planlanıyordu içten içe.ten içe. Dağlık Karabağ sorununun yol açtığı çatışmalar ister istemez kontrolden çıkıyordu insanların korkusu nedeniyle; Azeriler, Karabağ’da çok huzursuzdular, korku tedirginlik vardı Dağlık Karabağ’ın puslu havasında, Taşnak zihniyetli Ermeni düşmanlığı, yanında göz ardı edemeyecekleri birde Rus askeri faktörü vardı. Ermeniler de Azerbaycan’dan ayrılmaya başladılar. Bu gerilimin bir sonucu olarak Azerbaycan’ın Sumgayt yerleşkesindeki Azeriler ile Ermeniler arasındaki çatışmalarda 32 Ermeni, 6 Azeri hayatını kaybetmesi, Ermeni diasporasının dünya kamuoyunda propaganda malzemesi olarak kullanmasına yol açtı. Kısa bir süre sonra, Moskova da önceden tezgâhlanan Ermeni senaryoları teker teker sahneleniyordu ve neticesi olarak.
Sadece kaytl kullanclar yorum yazabilir!
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||
| Son Güncelleme: Cuma, 12 Aralık 2008 15:10 |



