Azerbaycan'ın Atası - 2 PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazılar - Azerbaycan
Cuma, 28 Kasım 2008 09:38

RUS TANKLARI BAKÜ’DE, PALETLERİN ALTINDA İNSANLAR

20 Ocak 1990’daki o kara günlerde Sovyet birlikleri, Ermenileri koruma bahanesiyle harekete geçti

Haydar ALİYEV; Sovyet Ordusu birliklerinin ve tankların Bakü’de insanları ezmesi ve yaptıkları vahşeti ertesi gün Azerbaycan’ın Moskova’daki temsilciliğinde yazılı olarak protesto edip Azerbaycan halkına karşı yapılmış bu cinayetleri yapanların cezalandırılmasını talep etti.

1990 Ocak sonunun soğuk günlerinde Rus askerlerinin ve tanklarının Bakü’ye girişini ve 143 kişiyi katlettikleri olayları izlerken okuduğum kitabın arasındaki kâğıdı çıkarıp şu dizeleri yazdım içimden geçtiği gibi nesir midir? Şiir midir? Bilinmez…


Cavan gençler, aksakallı dedeler, siper ettiler öz canlarını
Ama olmadı,
Paletlerin altında ezildi insanlar, kollar ve bacaklar,
Ama bedenler ve kafalar nerde?
“Aha işte yerde”, çiğnenmiş bedenler,
Paletlerde kan,“cavan” ve“ak sakallı can”…
Bacılar ve gardaşlar defnetti yekpare canları.
Onlar şanslıydı tanımıştı anaları…
Ya ötekiler… Yerde duran kollar ve bacaklar,
Ya onlar…
Nerdeydi onlar? Paletler arasında canlar…
Tankların ardından koştu analar,
Toplamak için kanlı şehitleri ve kemikleri ve etleri…
Aradılar, aradılar “ezilmişti canları”…
Bulabildiklerini topladılar bir araya,
Kafa, kol, bacak ve ayak
Ve de nişan yüzüklü ezilmiş parmak…
Şimdi yatıyorlar hep bir arada, “bedensiz” kol ve bacak
Bir mezar başında yüzlerce analar, bacılar ve gardaşlar,
Ellerinde kızıl karanfiller, gözlerde yaşlar,
Mezar başında ağlaşıyor, iki büklüm olmuş analar,
Hepsi bir mezarda yatıyor “cavanlar” ve “aksakallılar”…
Onlar bizim canlar, isimsiz kahramanlar…

(Şimdi onlar, Yanvar’ ya da 20 Ocak 1990 Katliamı olarak anılmaktadırlar.)

SSCB KOMÜNİST PARTİSİNDEN İSTİFA

1990 yılının Ocak ayındaki hazin olaydan sonra gideceği yolu belirleyen Haydar Aliyev Haziran ayında Azerbaycan’a dönüp Bakü’ye geldi; fakat siyasi nedenlerle Nahçıvan’a dönmek zorunda kaldı.

O yılda da Azerbaycan Yüksek Sovyeti’ne Millet Vekili seçildi.

1990’lı yılında SSCB’nin kalbi başkent Moskova’da rahat değildi, cadı kazanı gibi için için kaynıyordu, o koskoca SSCB. Çatırdıyordu....

Azerbaycan, SSCB'nin 1990'da dağılmasının ardından 18 Ekim 1991 yılında, bağımsızlığını resmen ilan etti.

Haydar Aliyev daha fazla dayanamadı, Dağlık Karabağ’da SSCB yöneticilerinin ikiyüzlü siyasetine itiraz ederek 1991 yılının Temmuz ayında Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin sıralarını terk etti.

İşte bu iki olay Azerbaycan ve Haydar Aliyev için bir dönüm noktasıdır;

1991 yılı da Azerbaycan, hem bağımsızlığı hem de toprak kaybına giden yolda Rusya’nın ikiyüzlülüğünü yaşadı. Bu durumdan faydalanan Ermeniler kısa bir süre sonra Dağlık Karabağ’da çoğunluk gerekçesiyle bağımsızlığını ilan ettiler.

1992’nin 25–26 Şubat’a gelindiğinde Ermeni kuvvetleri Ruslarında desteği ile Karabağ’da bulunan Hocali’de 700’e yakın Azeri’yi katlettiler.

Bu fiili işgalden sonra Dağlık Karabağ’da katledilmiş halk için, “Gök Tanrı” gözyaşlarını döktü dağlara, ovalara ve kırlarına, “ akan kanları yıkamak için.”

Toprak ana, içine çekti kana bulanmış yağmur sularını,

Sonra, “Gök Tanrı” cansız bedenlerin üstüne bembeyaz yorgan gönderdi üşümesinler diye,

Sonra ne mi oldu?

Bahar geldi, Karabağ’ın ovalarında ve dağlarında kan suyunu içine çekmiş kıp kırmızı gelincikler, kızıl laleler ve kır çiçekleri açtı…

Dağlık Karabağ kan ağlarken Azerbaycan’ın kalbi Bakü karıştı.

Olaylar sonrasında pasif kalan Cumhurbaşkanı Muttalibov Moskova’ya kaçtı; fakat kara günler devam etti,

Mayıs 1992’de Ermeniler Nahçıvan’a saldırılar gerçekleşti, Ebulfeyz öncülüğünde Azerbaycan Halk Cephesi’nin harekete geçmesiyle, Halk Cephesi’nin lideri Ebulfeyz Elçibey başkan seçildi.

Değerli okurlar; konumuza virgül koyup 90’lı yılların öncesi ve sonrasında derine inmeden Ebulfeyz Elçibey’i biraz daha yakından inceleyelim.

PROF. DR. EBULFEYZ ELÇİBEY

( Haziran 1938 -22-8-2003)

Azerbaycan eski Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey, Nahçıvan'ın Keleki kasabasında 1938’in Haziranında doğdu.

Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra SSCB topraklarına dâhil olan Azerbaycan'ın bağımsızlığı için hem düşünce hem de eylem adamı olarak mücadele etmeye başladı; ama

Ebulfeyz Elçibey, politikacı ve devlet adamından daha çok,

Tarih Profesörü, Siyaset bilimci ve bir öğretmendi.

Azerbaycan’ın bağımsızlığı için ömrünü verdi,

EBULFEYZ ELÇİBEY CUMHURBAŞKANI

Ebulfeyz Elçibey, 1988-1989 yıllarında Azerbaycan halkına bağımsızlık mücadelesi yolunda öncülük ederek, halkından büyük destek gördü, aktif siyasi hayatına 1989 yılında Azerbaycan Halk Cephesi Partisi'nin (AHCP) başına geçerek başladı.

Azerbaycan, SSCB'nin 1990'da dağılmasının ardından 18 Ekim 1991 yılında bağımsızlığını resmen ilan etmesinin ardından, Sovyet yanlısı Cumhurbaşkanı Ayaz Muttalibov'un yerine seçilen Ebulfeyz Elçibey 7 Haziran 1992'de bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı oldu; fakat bu makamda uzun süre kalamadı.

Daha önce "Milli Kahramanlık Ödülü"nü verdiği Suret Hüseyinov'un Haziran 1993'de ayaklanmasından sonra cumhurbaşkanlığı görevini terk ederek doğum yeri olan Keleki'ye döndü.

Değerli Okurlar,

Devletin başındaki kişi işte bu noktada Devlet adamlığını değil de, kardeşkanı dökmemek için insancıllığını ön plana çıkarıyor,

Bu olay onun nasıl bir insan olduğunu açıklayan çok çarpıcı bir örnek diye düşünüyorum sizce bu hareket doğrumu?

Azerbaycan'ın eski Cumhurbaşkanı Elçibey, 31 Ekim 1997'de Keleki'den Bakü'ye döndü ve Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin başına geçerek aktif siyasi hayatına devam etti.

Elçibey,1998 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine "demokratik ve adil olmadığı" gerekçesiyle boykot ederek katılmadı.

Hayatı boyunca, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadele eden Elçibey, bu yönde "Bütün Azerbaycan Yolunda" isimli bir kitap çıkardı.

22-Ağustos-2008’de 62 yaşında ölen Ebulfeyz Elçibey;

1990’lı yılların arenasında yanlış zamanda iş başına gelmiş,

  • Fazla saf ve temiz,
  • Fazla tecrübesiz,
  • Fazla idealist,
  • Politikaya ısınamamış,
  • Vatanı için yüreği çarpan iyi bir insandı.

Türkiye ziyaretinde Anıtkabir’deki deftere “senin askerinim” diye imza atan tam bir Atatürk hayranıydı.

“EBULFEYZ ELÇİBEY’İN ÜÇ HEDEFİ” vardı:

  1. Azerbaycan'ın bağımsızlığı,
  2. Karabağ'ın Ermenilerden temizlenmesi,
  3. İran'daki Güney Azerbaycan'daki 25 milyon Azeri'nin Azerbaycan'la birleşmesi.

Bu konuyu biraz açalım;

Ebulfeyz’in Halk Cephesi, Rus istihbaratının karşı gelmesine rağmen kısa sürede bir halk hareketine dönüştü.

1989'da hükümet Halk Cephesini tanıdı.

İRAN SINIRINA YÜRÜYÜŞ

Elçibey'in Halk Cephesinin ilk aktif eylemi ise, binlerce Azeri'nin İran sınırına yaptığı ünlü yürüyüş oldu.

Nahcivan ve Astra'dan onbinlerce Azeri, 30 Aralık'ta “Yaşasın Tebriz-Bakü” sloganlarıyla İran sınırına girdiler; ama İran ve Rus askerleri ateş açmadı. Bu olay dünya televizyonlarından günlerce gösterildi.

Sayın Okurlar,

Bu hareketin zamanlaması sizce ne kar doğruydu?

Azerbaycan’ın ülke bütünlüğünü koruyamadığı bir ortamda bu hareket ayakları yere basan bir hareket miydi? Ne dersiniz?

Daha sonraki aşamada Ebulfeyz Elçibey’in bu hareketin somut gelişmeleri oldu; Ermeni İran yakınlaşmasını doğurdu. Elçibey vatansever bir insandı; ama her şey onunla bitmiyordu Kafkasların kurtlar sofrasında.

Rusya'da ise Boris Yeltsin'in devlet başkanı olduğu zamanlarda,

Elçibey ise dikkatini bir yandan Rus askerlerinden kurtulmaya diğer yandan da

İşgal altındaki Karabağ'da verilecek savaşa odaklamıştı.

Elçibey, 23 Ağustos'ta Bakü'de düzenlenen mitingde komünist partisine karşı konuşmasını yaptığında, sivil giyimli KGB ajanları tarafından çok kötü bir şekilde dövüldükten sonra,

Azerbaycan ise artık geri dönülmez bir noktaya gelmişti. Elçibey'in topladığı 100 binin üzerinde Azeri Meclisi kuşatınca Bağımsızlık ilan edildi.

Elçibey ise 100 binden fazla Azeri'ye, "Hukuki yönden bağımsızlığımızı kazandık. Bundan sonraki mücadelemiz gerçek bağımsızlıktır" dedi.

Ve 18 Ekim 1991'de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan, 29 Aralık'ta halkın yüzde 98'inin oyuyla bağımsızlığa evet dedi.

Bu sırada gerçekleşen ve tarihe 'Hocalı katliamı' olarak geçen olay ise Muttalibov'un sonunu getirdi. Rus destekli Ermeni güçlerinin 10 bin nüfuslu Hocalı kentine yaptığı katliamlardan sonra Muttalibov istifa etti; fakat tekrar dönmek isteyince Elçibey yine meydanlara çıktı. 200 bine yakın Azeri, meclise yürüdü.

Bu baskıya dayanamayan Muttalibov ve arkadaşları bir Rus askeri uçağıyla Moskova'ya kaçtılar.

7 Haziran 1992'de Elçibey devlet başkanı seçildi. Elçibey ilk iş olarak milli ordu oluşturmak için kolları sıvadı.

Ancak Karabağ'da savaşan Azeri birlikleri 'nedense bir birlik' sergileyemiyordu. Ermeniler Kelbecer ve Ağdam'a da girdi.

Elçibey’in kurduğu milli ordu başarılı olamamıştı, Eylül 1992'de cephe ziyaretlerinden birinde Elçibey'e karşı başarısız suikast düzenlendi.

Değerli okurlar;

Tamamı ile iyi niyetli; ama ekonomik ve politik çarkların nasıl oluşturulduğunu, çarkın nasıl döndüğünü ve sistemin nasıl işlediğini bilmeyen şair ruhlu dürüst cumhurbaşkanları da gördü Azerbaycan Elçibey gibi,

Can dostlar;

Bu coğrafyada ülke yönetmek zor iştir, Sovyet sisteminin işleyiş şeklini bilmeden,

Yani “KGB’yi”, Komünist Parti’yi ve de Politbüro’yu bilmeden imkânsızdır. Kafkasya’da sürekli değişkendir hava,

Bu coğrafyada ülke yönetmek zor zanaattır,

Hele birde petrol varsa topraklarında,

İşte o zaman,

O zaman daha da zorlaşır bağımsız bir ülke yönetmek.

Devlet adamı olmak işte o zaman önem kazanır, politikacı ile olan farkı o zaman ortaya çıkar.

Ebulfeyz Elçibey kötü bir insan mıydı?

Bin kere hayır.

O, vatanını çok seven,

Atatürk’e gönülden bağlı idi,

Edebi değeri yüksek,

Şair ruhlu dürüst bir insandı;

Ama politikacı değildi, devlet adamı hiç değildi.

Kafkasya’nın kurtlar sofrasında dayanamadı, bıraktı.

O insan politika için yaratılmamıştı.

HAYDAR ALİYEV’İN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİ

Sovyet dönemin devlet yapısını çok iyi bilen, Politbüro deneyimine ve hareket kabiliyetine sahip olan, Sovyet rejiminin en üst kademelerine yükselmiş olan Haydar Aliyev’dir.

Karabağ sorunu, artan ekonomik ve sosyal sorunlar, iktidarın yetersiz kalması Azerbaycan’da belirsiz bir ortam yarattı.

Elçibey, zamanında Türkiye’nin eksenine kayan Azerbaycan’ın Aliyev’le Rusya’nın güdümüne gireceği zannediliyordu.

SURET HÜSEYİNOF’UN DARBE GİRİŞİMLERİ

1993 yılında Elçibey, Gence'deki birliklerin komutanı olan Suret Hüseyinov'a Karabağ'daki başarıları için kahramanlık unvanı vermişti. Ama onun hesabı başkaydı. Rusya'nın ve İran'ın desteğini alan Hüseyinov Nahcivan’da bulunan KGB ve Sovyet sistemini çok iyi tanıyan Haydar Aliyev’le ile de ilişki kurdu.

Haydar Aliyev’in Azerbaycan’daki ağırlığı, Bakü'deki hükümetin üzerindeki etkinliğini artırmıştı,

Azerbaycan’da darbenin ayak sesleri kapıdaydı.

Elçibey, 3 Haziran'da Gence'ye birlik gönderip isyanı bastırmak istedi ama olmadı. Rusya’nın bu süreçte Azerbaycan karşıtı bir siyaset güttüğü bir gerçektir. Ordu komutanı olan Suret Hüseyinov Gence’den hareket ederek 4 Haziran 1993’te ihtilali gerçekleştirdi.

Elçibey kendi ifadesi ile “kardeşkanı dökülmesin” diye Bakü’yü terk etti. Ve Haydar Aliyev de Haziran 1993’te Nahçıvan’dan getirtilerek Meclis Başkanı yapıldı. Kısa bir süre sonra da Devlet Başkanı yetkileri devredildi.

Suret Hüseyinov, Bakü'ye doğru askeri harekete geçtiğinde, kaybettiğini düşünen Elçibey, kan dökülmesini istemiyordu. Haydar Aliyev'i krizi önlemesi ve başa geçmesi için Bakü'ye çağırdı; çünkü Aliyev Azerbaycan’ın bağımsızlığını koruyabilecek tek kişi idi.

ERMENİLERLE SAVAŞ ORTAMINDA, AZERBAYCAN’I İÇ SAVAŞA SOKMAM

Sayın Okurlar:

Elçibey’in bu kargaşa ortamında söylediği sözler ilginçtir: Bu ülke için yapılacak bir hizmet daha var,

İktidardan el çektirilsek dahi Ermenilerle savaş durumunda olan ve

Bin bir emekle kurduğumuz bu devleti iç savaşa çekmeyeceğiz, dedi.
Aliyev davet üzerine Bakü’ye geldi.

Elçibey, Hüseyinov aracılığıyla kendisine suikast hazırlandığını öğrenince, 17 Haziran'da 1993’te Keleki'ye gitti.

24 Haziran 1993’de Aliyev yeni devlet başkanı seçilirken, Hüseyinov da başbakanlığa atanacaktı.

Yaklaşık dört yıl sonra 1997'de Bakü'ye dönen Elçibey, bir yıl sonraki devlet başkanlığı seçimine demokratik olmadığı nedeni ile girmedi,

Yorumlar
Ara
Sadece kaytl kullanclar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme: Cuma, 05 Aralık 2008 09:56
 
Ulti Clocks content

Objektifimden

wwwAKCAYOZnet-VedatAKCAYOZ_525.jpg
Reklam
Vedat AKÇAYÖZ, Powered by Joomla!; Joomla templates by SG web hosting