| Azerbaycan'ın Atası - 3 |
|
|
|
| Yazılar - Azerbaycan | |||||
| Cuma, 28 Kasım 2008 10:42 | |||||
EBULFEYZ ELÇİBEY’İN İKTİDARI NEDEN KISA SÜRDÜ?
Değerli Okurlar; Ebulfeyz Elçibey’i daha iyi anlayabilmek için 2000’li yıllarda Zaman gazetesine verdiği demece bakmak gerekir: Soru: "İktidarınızın kısa sürmesini nasıl izah ediyorsunuz? Peşinizden koşan milyonlar siz yıkılırken neden arkanızda değildi?" Sorusuna Ebulfeyz Elçibey’in cevabı; Rus ve İran istihbaratları ortak çalıştı; 100 milyon dolarlık bütçeleri vardı. Azerbaycan'dan Rus askerini kovmaya muvaffak oldum. Evet, kovdum onları, 'çık git' dedim. Tam 75 bin Rus askeri vardı. Kafkasya'da Bakü, Rus askerî üslerinin merkeziydi. Gence'de Rus Hava Komando Tugayı vardı ki bir günde Azerbaycan'ı işgal edebilirdi. Kolay olmadı. Hadi şimdi çıkartın Rus askerini bir yerden de görelim. Çıkmıyorlar. Ne Gürcistan'dan ne de Tacikistan'dan. Bunun sistemi var. Rus ordusu karışık milletlerden oluşmuştu. Ordunun yüzde 60'ı Rus'tu, Bunların içinde birbiri ile geçinemeyen Ukraynalılar da vardı. Nahcivan'da sınırı koruyan Rus askerinin asıl görevi Türkiye'de casusluk yapmaktı. Operasyonlar yapıyor, Anadolu'da türlü türlü işler görüyorlardı. Rus askerini göndermekle Türkiye'yi de kurtardık."
ELÇİBEY GENCE İSYANINI NEDEN BASTIRAMADI?
Soru: "Gence isyanını bastırmak yerine neden Keleki'ye, köyünüze gittiniz? Türkiye neden sizi desteklemedi?" Ebulfeyz Elçibey'in Cevabı: --- "İsyancı Albay Suret Hüseynov Bakü'ye yürüdüğünde kardeş kanı dökülmesini istemediğim için Keleki'ye gittim. Hüseynov, Karabağ'da savaşıyordu, başarılar kazanmıştı, askeri çevrelerin telkiniyle ona kahramanlık unvanı verdim. Keleki'den iki gün önce Ankara'da ağırlandığım yalandır; bir ay sonra Türkiye'den maslahat almaya gittiğim de doğru değil. Bir halk, mücadelesini kendi yapmalıdır. Türkiye'nin başını niye buraya sokalım ki? Türkiye, diplomatik açıdan bizi desteklesin "Sağol" deriz. Yeterli destek oldu, olmadı tartışması abestir; "yeterli" ifadesinin sınırı yoktur."
Soru: "Azerbaycan halen Rus tehdidi altında bulunuyor. Bakü-Ceyhan projesi bu riski artırıyor. Azerbaycan ile Türkiye arasında nasıl bir ilişki hayal ediyorsunuz?"
TÜRKİYE İLE AZERBAYCAN BİRLEŞMELİ
Cevap: --- "Bir kere Türkiye ile Azerbaycan arasında vize olmasını kabul edemiyorum. Vize kalkmalı. İki tarafta da çıkartılan bürokratik engeller nedeniyle ilişkilerimiz istediğimiz noktada değil. Türkiye ile Azerbaycan konfederasyona gitmeli, birleşmeli! Sınırları kaldırmalıyız. İki ülkenin vatandaşları serbestçe çalışabilmeli. Bakü-Ceyhan hattının yapılmasını Rusya hazmedemiyor. Azerbaycan'ın petrolü var, dışarı satamıyor. Biz kardeş Türkiye ile petrolümüzü paylaşmak isteriz."
TÜRKİYE ve NATO AZERBAYCAN’DA ÜSLER KURMALI
"Türkiye ve Azerbaycan arasında askeri işbirliği Rusya ile Ermenistan arasında olan seviyeye çıkartılmalı. Saldırmazlık anlaşması, Rusya'nın Azerbaycan'a müdahale imkânlarını ortadan kaldırır.
TSK ve NATO AZERBAYCAN'DA ASKERİ ÜSLERİNİ KURMALI
Azerbaycan NATO üyesi olmalı. Azeri ordusu en modern silahlarla donatılmalı. İki ülkenin halkı birdir, aynı duygu ve düşüncelere sahiptir. Türkiye'yi vatanım kabul ediyorum. Ben Atatürk'ün askeriyim."
KANLA VERİLEN KANLA ALINABİLİR
Soru; "Karabağ sorununa nasıl çözüm bulunabilir? Cevap: --- "AGİT, yıllardır diplomatik oyunlarla bizi oyalıyor. Kadim toprağımız Karabağ'ın masada satılmasına göz yummayız. Bunun için 239 teşkilatı birleştirerek Milli Mukavemet Hareketi'ni kurduk. Bunun amacı halkımızı psikolojik olarak muhtemel bir savaşa hazırlamaktır, siyasi bir maksadı yoktur. Kafkasya'da ikinci Ermeni devleti kurulmaya çalışılıyor."
ERMENİSTAN RUSYA’NIN MAŞASI
"Ermenistan zaten Rusya'nın oyuncağı, maşası durumunda. Dünyada bir milletin yan yana iki devlet kurduğu görülmemiştir. Bu oyun tutmayacak. Ermenilere, Karabağ'da ancak kültürel özerklik verilebilir."
Ebulfeyz Elçibey’i daha iyi tanımak için yapmış olduğum bu alıntılardan sonra asıl konumuza geri dönelim.
Soru: "Son dönemlerde İran'daki Azeri Türkleri için çalışmalarınızı hızlandırdınız? İran, 21. yüzyılda nasıl bir değişim geçirecek? " Cevap: "Dünyanın değişik ülkelerinde yaşayan 40 milyon Azeri Türkü'nün hiçbir yerde kaydı yok. Türk folklor ve kültürünü korumak benim görevimdir. Asimilasyon politikalarına rağmen İran'daki Türkler, Türklük şuurunu yitirmedi. Tahran rejiminin dışladığı çoğu entelektüel 4 milyon Türk, değişik ülkelere dağıldı. İran'da bir grup kültürel özerklikten yana. Bir kısmı ise bağımsızlık istiyor. Güney Azerbaycan hareketi geçtiğimiz yüzyılda üç defa kanlı biçimde bastırıldı. İran'da da bir çeşit KGB rejimi var. Rus sistemi nasıl çöktüyse insan fıtratı ile uyuşmayan bu baskı rejimi de son bulacaktır. ABD de İran'daki rejimi yıkmak değil yumuşatmak, liberalleştirmek istiyor. İranlılar da demokratik dünyanın dışında kalamayacaklarını anlamaya başladılar. Sovyetler Birliği dağılacak dediğimde bana deli gözüyle bakıyorlardı. Şimdi de İran'daki sistem liberalleşecek, Azeri Türkleri demokratik haklarını elde edecekler diyorum. " Kaynaklar: Radikal 28.08.2000, Zaman 05.08.2000
Değerli Okurlar, Sizlere Ebulfeyz Elçibey’i anlattım. Dikkat ettiniz mi? Bu sözler, 2000 yıllarının Kafkasya ve Azerbaycan siyasetine ne kadar uyuyor?
EBÜLFEYZ ELÇİBEY VATANSEVER BİR İNSANDIR;AMAHAYDAR ALİYEV, KARİZMATİK, LİDER ve DEVLET ADAMIDIR.
1990 ve sonrası yıllarda Azerbaycan’ın çalkantılarla dolu yakın tarihini tamamen değiştiren, Sovyet sonrası Kafkasya’nın en karizmatik lideri oldu Haydar Aliyev. Onun başarısı; hem kendi ülkesi hem de komşu ülkeleri geleceğini aydınlattı. 90’lı yıllar Azerbaycan için çok kötü yıllardı; O yılları kısaca tekrar gözden geçirmemiz gerekirse; Sovyetlerle diyaloglar kopmuş, hantal verimsiz devlet işletmeleri... Yıllardan beri el atılmamış tamamen çökmüş bir alt yapı, Karabağ savaşının getirdiği toprak kaybı ile sonuçlanan ulusal manevi ve maddi çöküntü. Bütün bu sıraladığım olumsuzlukların girdabında can çekişirken Azerbaycan’ın aydınlığa çıkması ve işgal altındaki toprakların tekrar kazanılması için “Petrol’ün” dünya piyasasına pazarlanmasının şart olduğunu bilen bir lider ve devlet adamı vardı Azerbaycan’da. Bu proje sayesinde Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye’ye maddi kazanç sağladılar. Ama daha önemlisi Kafkaslarda enerji koridoru oluşturmaları sayesinde stratejik önemleri arttı bu ülkelerin.
“YÜZYILIN PROJESİ”
Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) ile dünyadaki ileri gelen şirketleri ile yapılan petrol antlaşmalarının her aşamasında etkisi vardı Haydar Aliyev’in. Yüzyıllık dev projeyi acilen hayata geçirmesi gerekiyordu; çünkü
KAFKASLARDA, RUSYA'YA KARŞI PETROL PROJESİ BAŞARILI OLUR MUYDU?
Bu soruya cevap kocaman bir "Hayır"dır. Aliyev’in denge politikaları zamana karşı verilen savaşta devreye girdi. Bu ortamı enerji projesinin acilen hayata geçmesi gerekiyordu. Bu ortama kolay gelinmedi, bu zor durumda denge politikası izlemeli idi. Çünkü önünde iki güç vardı:
Kısacası ortada kocaman bir petrol pastası vardı ve de amiyane tabirle etrafta da, bu pastadan pay kapmak isteyen ağızları salyalı aç kurtlar vardı. Batılı şirketlerle anlaşıldıktan sonra Sovyet sisteminin Kafkasya dengesi ile uyumu kalmıştı. İşte bu ortamda terazinin dengesini iyi organize edecek ve istem dışı doğacak olayları ülkesinin çıkarı doğrultusunda kontrol edebilecek devlet adamına ihtiyaç vardı. Sovyetlerden kalan Rus devlet sisteminin işleyiş şeklini en ince ayrıntısına kadar bilen deneyimli politikacı Haydar Aliyev’in devlet adamlığı sorunların çözümünde anahtar rol oynadı. Aliyev’in iktidara gelişi ile bu girişimlerde oldu. Aliyev Cumhurbaşkanı olduktan sonra ilk demeçlerinde Rusya’nın Azerbaycan için önemli olduğunu ifade edip, Rusya ziyaretleri başladı. "Ancak Aliyev iktidarı ile başlayan bu eksen kayması Rusya’nın Karabağ politikası nedeniyle giderek denge politikasına dönüştü”. Haydar Aliyev, iki eksen üzerinde çok başarılı oldu
Yani Haydar Aliyev eksen politikasından denge politikasına geçmesindeki en büyük meziyet altyapısındaki engin birikimlerine borçludur. Türkiye’den illegal yollarla gidip Azerbaycan’ın kendine özgü yapılarını göz ardı ederek, aşırı milliyetçi bir yapılanmayı kurmaya çalışan birkaç hayalperest kişiler de oldu Türkiye’de. Fakat Haydar Aliyev, Türkiye’ye bu konu ile ilgili ikazda bulunduktan sonra iki ülke arasında bu konuyu sorun yapmadı. Bu olayda bize, onun olaylara bakış açısının ne kadar akılcı olduğunun kanıtıdır. Kısacası Haydar Aliyev; Aşırı Milliyetçi söylemle körüklenen Rus karşıtı bir politika izlenmesi ile sorunların çözülemeyeceğinin farkındaydı. Aliyev’in gerçekçi ve pratik zekâsı çok bilinmeyenli petrol denklemine çözüm getirdi. Bu nedenle Rusya’nın da “Petrol Antlaşmasından” pay almasıyla birlikte “Yüzyılın Projesi” başarıya ulaştı. Onun geleceği önceden görebilmesi sonucudur ki; 20 Eylül 1994’te ABD ile imzaladığı Petrol ve enerji antlaşması, “Yüzyılın Anlaşması” olarak dünya tarihine yazılmıştır.
PETROL PROJELERİNE ABD DESTEĞİ
Bu antlaşmada;
Denge politikasının uygun ortamı neticesinde; Bu proje için önce hayal olarak gören Batı ve ABD’nin dünya çapındaki petrol şirketleri Azerbaycan’ın petrol projesine destek verdiler. Projeye Türkiye’nin de katılması ile “Bakü-Tiflis-Ceyhan” petrol ve doğalgaz hatları hayat buldu. Bu sözlerimden sonra Haydar Aliyev’in hayat hikâyesine tekrar geri dönelim
HAYDAR ALİVEV’İ NAHCIVAN’DAN BAKÜ’YE KİM ÇAĞIRDI?
Aliyev,1991-1993 yılları arasında Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Ali Meclisi’nin Başkanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Sovyeti Başkan Yardımcısı oldu. 1992 yılında “Yeni Azerbaycan Partisi’nin” Nahçıvan şehrinde kurultayında partinin başkanı seçildi.
İÇ SAVAŞIN EŞİĞİNDEN CUMHURBAŞKANLIĞINA
1993 yılı Mayıs Haziran aylarında hükümet buhranının son derece keskinleşmesi ile ülkede iç savaş ve bağımsızlığın yitirilmesi tehlikesi karşısında Azerbaycan Halkı Haydar ALİYEV’İN hâkimiyete getirilmesi talebi ile ayağa kalktı. Azerbaycan’ın o zamanki yöneticileri Haydar ALİYEV’İ resmen Bakü’ye davet etmeğe mecbur oldular ve 15 Haziran 1993’te Azerbaycan Ali Sovyet’inin Başkanı seçildi, 24 Temmuz 1993’de ise Milli Meclis’in kararı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın salahiyetlerini hayata geçirmeğe başladı. 3 Ekim 1993 yılında halkın oyu ile Haydar ALİYEV resmen “Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı” seçildi; O zamanlar, Azerbaycan çok karışıktı. Aliyev, Hazar’da kasırgaların girdabındaki azgın dalgalarla boğuşarak yüzen geminin dümeninde buldu kendisini. Şimdi o, ülkesini sakin sulara götüren başarılı bir kaptandı sanki.
ERMENİSTAN İLE ATEŞKES ANTLAŞMASI
Mayıs 1994’e gelindiğinde Azerbaycan ve Ermenistan, Rusya’nın arabuluculuğu ile ateşkes ilan etmek zorunda kaldı. 1991-1994 arası zor yıllardı. Ekonomi çökmüş, yaklaşık % 20 negatif büyüme ve % 1000’lere varan korkunç enflasyon içinde boğuşuyordu Azerbaycan. Aliyev, Mayıs 1994’te komşu Ermenistan'la arasındaki Dağlık Karabağ savaşını sona erdiren ateş-kes anlaşmasını yaptı. Bu hareketi kendi açısından verilecek çok zor bir karar olmasına rağmen askeri gücünün ekonomik yetersizliğinin farkında olması, çok önemliydi işte bu nedenle Ermenistan’la olan savaşı öteledi ve ateşkes ilan etti. Takvimler Temmuz 1994’ü gösterdiğinde; Ermenistan, Azerbaycan ve Dağlık Karabağ, ateşkese uyacaklarını ve sorunun müzakere yoluyla çözülmesini kabul ettikleri taahhüdünde bulundular. Ardından Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) anlaşmazlığa el koydu. 20 Eylül 1994 Azerbaycan için çok önemli bir tarihti; Hazar Denizi petrollerinin Akdeniz'e akıtılmasını sağlayacak Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı anlaşmalarını imzaladı. Haydar Aliyev’in bu kararları Azerbaycan’ın makûs tarihini değiştirdi. Ermenistan’ın; coğrafi konumu, Hocali katliamı, Karabağ’ın işgali ve Doğu Anadolu üzerindeki toprak talepleri nedeni ile yetersiz kalan “Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerini” Gürcistan üzerinde sağlanmaya başlandı…
KAFKASLARDA ABD VE RUSYA DENGESİ
Azerbaycan’ı uluslar arası ekonomik sisteme uydurmak için çabalar sürmektedir. Karizmatik kişiliği ve birikimli alt yapısı sayesinde Batı, ABD ile Rusya arasındaki dengeleri koruyabilme yetisine sahip oldu. Bu bütünleşme sonucudur ki; HAYDAR ALİYEV İKİNCİ KEZ CUMHURBAŞKANI
Haydar Aliyev, 11 Ekim1998’de yeniden Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı seçildi. Takvimler 4-5 Mart 2001 gösterdiğinde Azerbaycan ve Ermenistan Devlet Başkanları, Karabağ sorununa çözüm bulmak amacıyla Paris’te görüştüler, olmadı. 3-7 Nisan 2001: Liderler ABD’nin arabuluculuğunda Florida’da tekrar görüştüler. Ancak sorun yine çözüme kavuşturulamadı. Yine dikkat, Dağlık Karabağ sorunu nedeniyle Azerbaycan’a yardımlarını durduran ABD, Azerbaycan’ın 11 Eylül sonrasında kendisine hava sahası ve istihbarat sağlaması sonucunda yardımlarını tekrar başlattı, bu durum size de ilginç gelmedi mi? Daha ilginç bir nokta daha var Can Dostlar; Takvimler 28 Nisan 2001’i gösterdiğinde Ermeni Parlamentosu’nda temsil edilen siyasi partiler, Karabağ sorununun çözümüne yönelik olarak bir bildiri kabul ettiler. Bildiride, Dağlık Karabağ’ın Ermenistan’la birleşmesi veya bölgenin bağımsız statüsünün kabul görmesi gerektiği hususları vurgulandı.
Sadece kaytl kullanclar yorum yazabilir!
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||
| Son Güncelleme: Salı, 02 Aralık 2008 10:31 |



