| Azerbaycan'ın Atası - 7 |
|
|
|
| Yazılar - Azerbaycan | |||||
| Salı, 02 Aralık 2008 09:20 | |||||
GENERAL HARBORD’UN ABD KONGRESİ'NE SUNDUĞU ERMENİLERLE İLGİLİ TÜRKİYE RAPORU
Sayın Okurlar; Ermeni meselesine birde 1919’un Amerika penceresinden bakalım; Sevr Antlaşması ile sonuçlanan Paris Barış Konferansı, Ermenistan’ın sınırları meselesini ABD Başkanı Wilson’un hakemliğine bırakmış. O da General James G. Harbord başkanlığındaki heyeti tarafsız incelemelerde bulunmak için 1919 sonbaharında Türkiye’ye göndermişti. Harbord, ABD Kongresine sunduğu raporda; "...Türkler ile Ermenilerin yüzyıllarca yan yana yaşadıkları, tehcir sırasında Türklerin de Ermeniler kadar acı çektiği, Türk köylerinin de yakılıp yıkıldığı, Savaşa giden Türk köylülerinden en çok %20’sinin geri dönebildiğini" raporunda yazıyordu. Ayrıca; "Dünya Savaşının başlangıcında Ermenilerin Türkiye Ermenistan’ı denilen bölgelerde hiçbir zaman çoğunlukta olmadıkları, Tehçir edilen Ermenilerin geri dönmeleri halinde tek bir yerleşim merkezinde dahi çoğunluğu oluşturamayacakları, Geri dönen Ermenilerin tehlike içinde bulunmadıkları, Tehcir sırasındaki olaylarla ilişkin acıklı ve korkunç ideaların doğru olmadığının tespit edildiği" belirtilmiştir. Harbort’un bu raporuna dayanak alan ABD Kongresi Nisan.1920’de "Ermenistan’a Mandater" olunmasını reddetmişti.
SEVR ANTLAŞMASI
Osmanlı sarayının 10.Ağustos.1920’de imzaladığı Sevr Antlaşması'nın bu bölümünü ilgilendiren bir kaç maddesi şöyleydi; 1- Osmanlının Ermenistan’ı özgür ve bağımsız bir devlet olarak tanıması, 2-Çizilecek sınırların ise ABD Başkanı Wilson’un hakemliği ile belirlenmesini hükme bağlamıştı. Sevr Antlaşması'nı Osmanlı Sarayı imzalamış olmasına rağmen; Ankara’da Mustafa Kemal başkanlığındaki Meclis Hükümeti "Ermeni Sorununu" kendi başına halledecektir.
ERMENİSTAN’IN DÜZENLİ ASKER BİRLİKLERİ
"ABD, Ermenistan’ın mandaterliğini" kabullenmemesinden sonra kendi başının çaresine bakan Ermeni Cumhuriyeti kendi bünyesinde düzenli askeri birlikler ve illegal Taşnak çeteleri Haziran 1920’de Türkiye’ye karşı çete savaşlarına başladılar. I. Dünya savaşları öncesinde Ruslar, Osmanlı'ya karşı Anadolu’da ve Kafkaslarda Ermeni taburlarını kurarak Kafkasya, Doğu ve Güneydoğu Anadolu da Osmanlıya karşı silahlanıp Türklere ve Kürtlere karşı katliamlara başladılar. Wilson Prensipleri olarak bildiğimiz 14 ilke, Anadolu topraklarının parçalanıp paylaşılması içinde kullanılmaya başlandı. Osmanlı Devleti, Ulusal bilincini yeterince ortaya koyamadığı gibi "Milliyetçi İdeolojisini" geliştirememişti. Buna karşılık kendi topraklarındaki yabancılar "Milliyetçi Akımların" ve "Dini" istismar ederek Osmanlı'yı parçalama sürecine girmişti.
KARABAĞ
Can Dostlar, Anadolu’dan Kafkaslara ve Azerbaycan’a geçtiğimizde de aynı senaryoların bu coğrafyada da oynandığını görüyoruz. Gelin hep beraber Karabağ tarihinin zaman tüneline girip geriye doğru yolculuk yapalım; Azerbaycan sınırları içinde olan Dağlık Karabağ hukuken bir Azerbaycan toprağı olmakla birlikte 18. yy.ından itibaren Çarlık Rusya’nın Kafkasya’da izlediği ayrılıkçı politikaların sonucu olarak Ermenilerin Karadağ’daki nüfus yapısı sürekli yükseldi.
ANADOLU’NUN, İRAN’IN VE AZERBAYCAN’IN KAPISI; KARABAĞ VE "KARABAĞ HANLIĞI"
Çarlık Rusya ile Osmanlı arasında imzalanan 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Ermenilerin hamisi olma hakkını da kazanan Çarlık Rusya, Ermeni meselesini kendi çıkarı için kullandı. 1856'da Kırım savaşı sonrasında imzalanan Paris Antlaşması ile "Hıristiyan hamiliğini" devralan İngiltere ve Fransa devreye girdikten sonra zaten var olan "siyasallaşma" süreci hızlandı. Ermeniler, Rusya ve batılı devletlerin çıkarları doğrultusunda “piyon” ve “maşa” olarak kullanıldılar.
Sayın Okurlar, Azerbaycan’ın kanayan bir yarası olan Karabağ’ı, biraz daha yakından inceleyelim. Dağlık Karabağ, III. Murat zamanında Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetine girmişti. 18. yüzyıla kadar Safeviler ile Osmanlılar arasında sıkça el değiştiren Karabağ tekrar İran’a bırakılmıştı. Daha sonraları bu bölgede "Karabağ Hanlığı kurulmuştu". Bu Hanlık 1826’da Çarlık Rusya’sı tarafından işgal edilene kadar bağımsızlığını koruyabildi. Fakat Rus hâkimiyeti ile birlikte bölgenin demografik yapısı hızla değişmeye başlamıştı. Çarlık Rusya’ya göre "Karabağ, coğrafi bakımdan Anadolu’nun, İran’ın ve Azerbaycan’ın kapısı" olarak adlandırılıyordu.
MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR ARASINA HIRİSTİYAN UNSURLAR
Bu nedenle bölgenin stratejik önemini çok iyi bilen Ruslar burada “Müslümanların arasına Hıristiyan unsurların yerleştirilmesi gerektiğine inanıyorlardı.”
İRAN TOPRAKLARINDAN KARABAĞ’A GETİRİLEN 18 BİN ERMENİ
Çarlık Rusya, 1825–1826 yıllarında, şu anda İran toprakları olan Gacar yönetimi altındaki bölgeden gelen "18 bin kişilik Ermeni nüfusu Dağlık Karabağ bölgesine yerleştirildi".
ANADOLU VE İRAN ERMENİLERİ KARABAĞ'DA
Bu kadarla yetinmeyen Ruslar,
Kafkaslara davet ederek Karabağ’a yerleştirdiler.
Değerli Okurlarım, "Çarlık Rusya’nın Karabağ’ın demografik yapısı ile bu kadar çok oynamasının altında ne yatıyor dersiniz?" Tabii ki "DİN" faktörü!
* Ermenileri Anadolu ve Kafkasya’da kendi çıkarları doğrultusunda kullanma niyeti, * Anadolu Türkleri ile Kafkasya ve Asya’daki Türk dünyasının iletişimini kesmek İşte bu nedenle Ruslar askeri açıdan stratejik önemi olan Karabağ’da çoğunluğu teşkil eden Türklere karşı sürekli baskı uygulayarak Ermenileri korumuş ve Hıristiyan nüfusu arttırmışlardır. Daha sonra Rusya’nın Osmanlı topraklarındaki "Hıristiyan ve Ermemi hamiliği" 1856’da Paris Antlaşması ile İngiltere ve Fransa’nın eline geçti. Burada çok ilginç bir nokta var İngiltere ve Fransa tarih boyu birbiri ile hiç geçinemediklerinden genellikle biri Rusya’yı yanına alırken ötekisi karşı olmuştur. Bu üçgenin içinde Osmanlı duraklama devrinden sonra çoğu zaman yenilmesi gereken bir pasta olarak algılanmıştır.
1917 DEVRİMİ SONRASINDA RUS ORDUSUNDAKİ “ERMENİLER” SİLAHLARINI BIRAKMADI
Rus Çarı himayesinde yeni yurtlarında güçlenmeye başlayan Ermenilerin asıl toprağın sahipleri olan Azerilere karşı silahlanmaya başladılar. 1905–1907 yılında katliamlar başladı. I. Dünya Savaşı başladığında Taşnakların Büyük Ermenistan hayalini gerçekleştirme için Karabağ bölgesinde harekete geçtiler. 1917 yılında Rusya’da devrimden sonra iktidara gelen "Lenin ve Stalin hükümetleri" Ermenileri memnun edecek vaatlerde bulundu. Ama savaş değişik bir boyut kazandı. Rusya Brest Litovski Antlaşması ile Anadolu’dan geri çekildikten sonra "Ruslar’la beraber geri dönen Ermeni çetecileri silahlarını bırakmadı". Anadolu, Zengezur ve Karabağ’da sivil ahalileri katletmeye başladılar. Azerbaycan’dan toprak taleplerini tekrar dile getirdiler. I. Dünya savaşı galipleri bir araya gelerek çıkarlar doğrultusunda Kafkasya’da yeni sınırlar çizmeye başladılar. Kazanılan zaferde Ermeniler'in de katkısının olduğunu gündeme getiren Ermeniler toprak talebini yinelediler ve devlet kurma niyetlerinin gerçekleşmesi özellikle Sovyetler Birliği'nin kurulması nedeni ile A.B.D., Fransa ve diğer Avrupa devletlerinin çıkarları ile uyuşmakta idi. Stratejik bir bölge olan Kafkasya’da etkili olmak ve Bolşevizm’in yayılmasını istemeyen batılı devletler Kafkasya’da bağımsız ve Hıristiyan olan bir Ermenistan devletinin olmasını desteklediler.
ERMENİSTANIN KURULUŞ SEBEBİ; TÜRKİYE İLE AZERBAYCAN’IN İLİŞKİLERİNİ ÖNLEMEK.
1918 yılında tarihi Azeri toprağı olan Erivan’ın başkent olarak Ermenistan’a verilmesi bu siyasetin bir sonucu idi. Sör Winston Churcil anılarında şöyle yazıyordu; --- "Kafkasya’da kurulacak olan bağımsız devlet Bolşeviklerin İran'a ve Türkiye'ye yapılacak olan muhtemel müdahalesini önleyecektir." Bu bölgedeki Ermeni devletinin kurulmasının en önemli nedenlerinden biri de; "Türkiye ile büyük kara sınırlarına sahip Azerbaycan'ın Türk halklarının diyaloglarını önlemek için bu iki devlet arasında bir tampon bölgenin oluşturulması idi.” Oysa Kafkasya’da kurulan cumhuriyet devletlerinin bağımsızlıkları uzun sürmedi. Bölgeye kardeşlik ve beraberlik vaatleri ile gelen Sovyet Rusya Azerbaycan’dan zorla koparılan "Zengezur’u" da Ermenilere verdi. Fakat Ermenilerin asıl isteği dağlık Karabağ’ın tamamı idi. Amaçlarına ulaşabilmek için uygun zamanı kolluyorlardı. Bu arada Ermeni lobisi Osmanlı'nın 1915'te Ermenilere karşı soykırım yaptığı yalanını işlemeye başladı. Hıristiyan ülkelerinin parlamentolarından soykırım kararları çıkarmaya başladılar. Hocalı’da gerçekleştirilen katliama giden süreçte Ermenileri Rusların desteklediği bir gerçektir. Karabağ bölgesindeki büyük Türk-Ermeni çatışması 1905 ihtilali sonrasında meydana geldi. 1917 Bolşevik Devrimi’nin ardından bağımsızlıklarını ilan eden Azerbaycan ve Ermenistan Cumhuriyetleri, bölgenin denetimini ele geçirmek için savaşmaya başlamışlardır. 1918 yılında Karabağ Ermenileri bu bölgede daha büyük çapta bir isyan çıkarmışlar ve Kars bölgesinde ve Kafkaslarda toplu katliamlara başladılar, Türk ordusunun Bakü’yü alması ve Karabağ harekâtına girişmesi sonucu katliam ancak durdurulabilmişti. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi nedeni ile Türk ordusu bölgeyi terk ederken İngilizler bölgeye girmişlerdi. Önceleri bölgede Ermeni ve Gürcülere dayalı politika izleyen İngilizler, 1920 yılında Karabağ’ın Azerbaycan’a bağlı olduğunu ilan ettiler. 1920 yılından itibaren Karabağ Ermenileri tekrar katliamlara başlayarak Dağlık Karabağ’ı Ermenistan’a bağlama çabalarını sürdürdüler. O tarihlerde; "Azerbaycan Cumhuriyeti İslam Dünyasının İlk Cumhuriyeti'ydi".Azerbaycan insanı bu onuru ve gururu her zaman gururla taşıyacak.
Sadece kaytl kullanclar yorum yazabilir!
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||
| Son Güncelleme: Salı, 02 Aralık 2008 10:39 |



