Azerbaycan'ın Atası - 9 PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazılar - Azerbaycan
Cuma, 19 Aralık 2008 09:14

Can Dostlar,

“YÜZ YILIN ENERJİ PROJESİ”nin gerçekleşme serüvenine tekrar geri dönelim.

25 Mayıs 2005 tarihinde hayal dahi edilemeyen ve olmaz denilen “Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı” Azerbaycan, Kazakistan, Gürcistan, Türkiye Cumhurbaşkanları ve ABD temsilcisinin katılımıyla Bakü’de gerçekleştirilen bir törenle işletmeye açıldı.

Bakın bu projelerin günümüzdeki olumlu getirileri neler oldu sorusunu incelersek;

BAKÜ-CEYHAN’DAN NABUKO’YA VE MISIR PETROLLERİNE

Geçmişte savaşlarla anılan “Kafkasya coğrafyası bu proje sayesinde çok daha fazla önem kazandı. Kafkasya’da barışa giden yolda çok önemli bir adım atılmış oldu.

Bu proje sayesinde Kafkasların, Türkiye’nin ufku açıldı.

Örneğin; “Nabuko” ve Mısır üzerinden gelecek boru hatlarının Anadolu üzerinden geçmesinin gündeme gelmesi bile “Azerbaycan sayesinde” Anadolu topraklarının kazandığı stratejik önemin ispatıdır.

“AZERBAYCAN” GELECEĞİN İSVİÇRESİ OLACAK”

Bu projelere bir de demir yolunun eklenmesi, Azerbaycan ve Türkiye’nin birlikteliğinin getirdiği gücün sağlam temeller üzerine oturduğunun kanıtıdır.

Bu projeler Türkiye, Gürcistan ve Ermenistan’ı birbirine bağlayan “altın kemer” anlamına geliyor. Bu ekonomik gelişme çevre ülkelere parmak ısıttıracak düzeydedir Fakat burada gözden kaçırılmaması gereken bir husus var. Bu projelerin tamamı Kafkasya bölgesine savaşı değil barışı getirecek projelerdir. Ama yine de şu dizeleri hatırlamakta fayda var.

Saygıdeğer Okurlar,

Yazımın başında HAZAR’ı anlatmıştım sizlere dilim döndüğümce,


Hazar’da bir başka eser rüzgâr,

Deniz durgundur; ama
Ansızın gürledi mi rüzgâr
Delirir kabarır dalgalar,
Kasırga olur rüzgâr,
Yutar, her şeyi Hazar.

Sonra, sakinleşir rüzgâr
Yeniden durgunlaşır Hazar

Can Dostlar,

“Kafkasya’da ve Hazar’da her bir başka an esebilir rüzgar”

Azerbaycan’ın uluslararası ekonomik sisteme entegre olması, kendi geleceği açısından önemlidir.

Batı ve ABD ile petrol üzerinden yakınlaşmasında Rusya’yı da ihmal etmeyip dengeleyici bir yol izlemesi, Aliyev’in uluslararası denge siyasetinin başarısıdır.

Bu projeye, başından beri karşı olan dünyada çok güçlü Ermeni lobisine rağmen yapılması büyük önem arz etmektedir.

Bu ortamı hazırlayan Haydar Aliyev, içinde bulunduğu Politbüro ve “KGB” istihbarat örgütü sayesinde dünyanın nasıl yönetildiğini yakinen biliyordu.

Haydar Aliyev’in 2002 yılındaki Putin ile görüşmelerine bir göz atalım.

RUSYA İLE AZERBAYCAN
ASKERİ İŞBİRLİĞİ ANTLAŞMASI

Değerli okurlar

26 Ocak 2002 tarihinde Zaman gazetesinde Mirza Çetinkaya’ın ilginç bir yazısı vardı. Bu haberden birkaç paragrafı sizinle paylaşmak istiyorum.

Rusya ile Azerbaycan arasında askeri ve ekonomik işbirliğini kapsayan iki önemli anlaşma ve 7 ortak belge imzalandı.

Anlaşmalar, Moskova ve Bakü tarafından ‘ilişkilerde önemli bir adım’ olarak görülen Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in Moskova ziyareti sırasında imzalandı.

Rusya Devlet Başkanı Putin, imza töreninde “Taraflar yıllar sonra ilk kez, askeri alanda işbirliğini başarılı bir şekilde geliştirmeye başladılar” diye konuşurken, Aliyev de Putin’in devlet başkanı olmasının ardından ikili ilişkilerin daha iyi bir zeminde ilerlemeye başladığını belirtti.

Haydar Aliyev’in Moskova’da sıcak bir şekilde karşılandığı ziyarette imzalanan bir diğer anlaşma ise ekonomik konularla ilgili.

“2010 yılına kadar uygulamada kalacak” olan ‘Rusya–Azerbaycan Ekonomik İşbirliği Anlaşması’ Rus lider Putin tarafından ‘önemli dokümanlar’ olarak nitelendirildi.

İki liderin baş başa görüşmesi ve ardından gerçekleşen heyetler arası toplantılardan sonra bir de ortak bir bildiri yayınlandı.

Bildiride; Karabağ sorunu, Hazar’ın statüsü ve terörizmle mücadele gibi konular yer aldı. Putin, Karabağ sorununun çözümüne ‘galip yok, mağlup yok’ prensibiyle yaklaşılması gerektiğini belirtirken barışçıl çözümden başka hiçbir alternatifin olmadığını ifade etti.

Değerli okurlar Rusya’nın “galip yok mağlup yok” “barışçıl çözüm” ifadesi sizce de düşündürücü değil mi?

Aliyev ise Rusya’nın bu sorunun çözümünde önemli bir rol oynayacağını kaydetti.

Bu ifade de tek taraflı bir yaklaşım olarak askıda kalmış gibi geldi bana.

Aliyev, Hazar’ın statüsü hususunda ise ‘Rusya ve Azerbaycan’ın pozisyonu özdeş’ ifadesini kullandı.

Putin, Aliyev’i, önümüzdeki sonbaharda St. Petersburg’a davet etti. St. Petersburg’da Azeri şair Nizami’nin heykeli dikilecek. Putin, diğer Bağımsız Devletler Topluluğu liderlerinden olduğu gibi Aliyev’den de "Azerbaycan’da Rusçanın geliştirilmesine" yardımcı olması ricasında da bulundu.

Değerli okurlar; Putin’in dil konusundaki bu yaklaşımı bana manidar geldi.

Bu konu ile ilgili “Can Dündar’ın “NAZIM” isimli kitabını yıllar önce okumuştum.

“NAZIM HİKMET” TÜRK DÜNYASININ HAYKIRAN SESİ

Nazım Hikmet şiir gecesini ilk defa Kars’ta İsrafil Parlak arkadaşım ile beraber Kars Sanat Merkezi'nde sahneye koymuştuk.

İşte o kitaptan çok ilginç alıntılar aktaracağım sizlere,

Nazın Hikmet’in “Türk dili üzerine söylediklerini sizlerle paylaşacağım. Eminim bazı okurlarım çok şaşıracak!

1957 yılında Nazım Hikmet trenle Azerbaycan yolundaydı, onun Azerbaycan’da yeri farklıydı.

26 yaşında Türkiye’de hapse mahkûmken ilk şiir kitabı “Güneşi İçenlerin Türküsü” Azerbaycan’da basılmış ve coşku ile karşılanmıştı.

Azeri yazar “Nahit Hacızade anlatıyor Nazım Hikmeti”;
--- Nazım Azerbaycan’ı yürekten severdi. Azerbaycan da Nazım’ı. Azeri yazarlar için Nazım, Türk dünyasının haykıran sesiydi.
Nazım için ise Azerbaycan kendi dilini konuşup anlaştığı Türkiye dışında yegâne ülkeydi.
Ancak Azerice Anayasaya göre resmi devlet dili olduğu halde her yerde Rusça konuşuluyordu. Adeta Azerilere kendi dilleri unutturulmaya çalışılıyordu.
Nazım Bakü’de Intourist otele yerleşir yerleşmez bunu fark etti;

TÜRKİYE İÇİN NAZIM HİKMET KOMÜNİZM’İN SİMGESİYDİ
AMA
AZERBAYCAN İÇİN NAZIM HİKMET, TÜRKLÜĞÜN BİR SİMGESİYDİ

Azeri yazar “Akşin Babayev anlatıyor Nazım Hikmet’i”;
--- Resepsiyona telefon etmiş, telefona bakan kız Nazım’a Rusça cevap vermiş.
Nazım anlatıyordu;
-”Ben ona “Kızım adın ne” dedim,
Adını söyledi
-“Milliyetin ne? “
“Azeriyim” dedi.
“Azeri isen neden Azerice konuşmuyorsun?

Nazım Azerice konuşmayan Azeri kızını, Cumhurbaşkanlığı'nda Başkan Mirza İbrahimof’a anlattı ve Azerilerin kendi dilleri olan Azericeyi kullanmamalarını eleştirdi.
Cumhurbaşkanı bu görüşmenin etkisi ile bir genelge yayınlayıp “Resmi kurumlarda Azerice kullanılmasını” isteyecekti.

Ancak bu genelge nedeni ile Moskova tarafından görevden alınacaktı.

Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı, “Anar Rızayev Nazım Hikmeti şöyle anlatıyor;
---Türkiye için Nazım Hikmet, belki de Komünizmin ve Sosyalizmin bir simgesidir.Ama Azerbaycan için Nazım Hikmet, Türklüğün bir simgesiydi.
Çünkü Azerbaycan’a geldiğinde “Türk” sözcüğü yasak olduğu zaman,
“Ben Türk’üm, sizde Türksünüz”
“Dilimiz bir”, “Kardeşiz”
“Aynı milletiz” derdi.

O zamanlar Azerbaycan da bu sözleri kullanmaya kimse cüret edemezdi. Ama Nazım diyordu, Komünist olduğu için onu affediyorlardı...

Azerbaycan’ın değerli şairi “Fikret Koca”, Nazım Hikmet için şunları söylüyordu;
---Nazım Hikmet’i görünce biz Türk olduğumuzu anlıyorduk.
Çünkü Sovyet siyasi makinesi hep şunu beynimize işliyordu;
“Sen Türk değilsin, sen Sovyet insanısın”
“Sana millet, milliyet, hiçbir şey lazım değil.
“Sen Sovyet insanısın”
diyorlardı.,
Ama biz Nazım’ı görünce Türk olduğumuzu anlıyorduk.
“Türk” sözcüğü diyince herkesin dudağı çatlıyordu.
Nazım Hikmet gelince, dünyanın kapıları sanki Azerbaycan’a açılırdı.
Bir Türk havası eserdi...

Sanırım, Nazım Hikmet’in Azerbaycan’daki bu söylemleri sizlere de düşündürücü geldi.

Demek ki milli duygular, hiçbir zaman bir ideolojinin tekelinde değildir! Hangi düşüncede olursa olsun o yüce duygu insanın yüreğindedir!

Konumuza tekrar geri dönelim.

RUSYA VE İRAN BİRLİKTELİĞİ SON BULUYOR
ORTAKLIK ÇATIRDIYOR

Kafkasya coğrafyasında, Rusya ile İran ilişkilerine bakmakta çok büyük fayda var kanısındayım.

Değişen dünya düzenindeki şartlar değiştikçe, Rusya ile İran’ın ABD'ye karşı zorunlu müttefiklikliyi bozulmaya başladı.

En büyük sıkıntı,

  • “Bakü-Tiftis-Ceyhan Petrol Boru Hattı” projesiyle birlikte ortaya çıktı,
  • İkincisi ise “Avrupa enerji pazarı” oldu.

İRAN’NIN TÜRKİYE ÜZERİNDEN ENERJİ SATMA İSTEĞİ RUSYA’YI KIZDIRDI

Günümüzde Rusya, kendi ve diğer ülkelerden aldığı doğalgaz kaynaklarını Avrupa ve Asya'ya rahatça satıp para kazanması, İran’ın da doğal olarak bu bölgelere kendi enerji kaynaklarını satabilme yollarını aramasına yol açtı.

Fakat İran’ın Türkiye üzerinden Avrupa'ya doğalgaz satma girişimleri Rusya'yı rahatsız etti.

Tarih sürecinde biraz gerilere gidersek; 1991 yılında Rusya’daki küresel siyaset dengesinin değişmesi İran-Rusya ilişkilerini de etkiledi. Rusya ve İran arasındaki tarihsel rekabetin yok olmasına ve zorunlu müttefikliğe neden olmuştu. İran,1979 İran Devrimi'nden sonra Batı'yla ilişkileri bozulunca, boşluğu Rusya doldurdu. Rusya ise pazar niteliğinde olan İran'a yönelmiştir.

Sonuç olarak üçüncü faktörleri bölgede görmek istemeyen bu iki bölgesel güç arasında zorunlu bir müttefiklik ortaya çıkmıştı.

Rusya, kendisinin dolduramadığı boşlukları gerçekten istemese bile İran'ın doldurmasına, İran ise Rusya'nın bölgedeki varlığının devamına göz yummaktaydı. Çünkü tek başına bu iki bölgesel güç ABD'nin bölgeye girmesini engellemeyeceği iyi biliyorlardı.

Kısaca Rusya ve İran yakınlaşmasının asıl sebebi ABD gibi batılı güçleri bölgeye sokmamaktı.

ENERJİ PAZARI UĞRUNA MÜCADELE

1- BİRİNCİ SORUN; Hazar havzası, enerji kaynakları üzerindeki mücadelede kendini gösterdi. İki ülke ABD destekli Bakü-Tiflis-Ceyhan'a karşı çıktılarsa da (“BTC”) karşısında ortak bir boru hattı projesi geliştiremediler.

  • Rusya, “Bakü-Novorossysk” hattını devreye sokmak istedi, olmadı.
  • İran ise “kendi topraklarından geçecek bir boru hattı oluşturmak istedi”

2-İKİNCİ SORUN; Avrupa enerji pazarı oldu.

Rusya, kendi enerjisini kolayca satarken, İran, sadece Türkiye üzerinden antlaşma olanağına sahipti. Başka girişimler de oldu, fakat sonuçsuz kaldı.

Rusya'nın 2005’te doğalgaz fiyatını yükseltmesi ve siyasi baskı aracı olarak kullanması, Avrupa ülkelerini Rusya'ya alternatif kaynak arayışına itti ve İran gündeme geldi. Bu durum Rusya’nın hoşuna gitmedi ve açmaza girdi.

  • Yani Rusya bir taraftan Orta Asya ve Hazar havzası enerji kaynaklarının Rusya'yı by-pass ederek Avrupa'ya çıkışını engellemeye çalıştı.
  • Diğer yandan da İran'ın Avrupa'ya açılmasına karşı çıktı.

İran ise, Ermenistan'la imzaladığı doğalgaz anlaşmasıyla Ermenistan-Gürcistan güzergâhı üzerinden Karadeniz’e oradan da Avrupa'ya açılmayı planlarken Rusya engeline takıldı.

Rusya Ermenistan'a baskı yaparak İran-Ermenistan doğalgaz boru hattının hacmini küçülttü ve doğalgaz boru hattı sadece Ermenistan'a yetecek kapasiteye düşürüldü. Bununla da yetinmeyen Rusya, boru hattının Ermenistan kısmını satın alarak bir de hattın sahibi oldu.

Çok dikkat çekici değil mi?

Yani, iç içe girmiş Rus bebeklerini hatırlattı bana. Kısaca “Çıkar” ideoloji de tanımıyor.

BALKANLAR VE TÜRKİYE ENERJİ PAZARINDA, İRAN VE RUSYA ÇARPIŞIYOR

Bir başka çelişkili alan ise; İran ve Rusya, Balkan ve Türkiye ve Avrupa pazarında enerji pazarında da birbirlerine rakipler.

İran doğalgazının Avrupa'ya satılması için yapılan “NABUCCO” doğalgaz boru hattı Rusya'yı rahatsız ettiği için Macaristan'ın enerji şirketi ile anlaşma imzalayarak “Nabucco'yu” engellemeye çalıştı.

Ayrıca, 15 Temmuz 2007'de Türkiye-İran doğalgaz anlaşmasına Rusya hoş karşılamadı.

Rus devriminden sonra Hazar kıyısındaki ülke sayısı 2'den 5'e yükselmesi, Hazar’ın paylaşım problemini doğurdu.

  • Azerbaycan ve Kazakistan paylaşım konusunda birlikte olurken,
  • Türkmenistan sürekli taraf değiştirdi.

İran ve Türkmenistan aynı çizgideydi. Fakat 2002 yılında İran, tezine ters bir antlaşma imzaladı.

2002 yılında Rusya'nın, Kazakistan ve Azerbaycan'la imzaladığı anlaşma Hazar'ın kuzeyinin ulusal bölgelere paylaştırılması anlamına gelmekteydi.

Ayrıca Rusya Hazar'daki askeri gücünü arttırdı. Fakat İran Hazar'da silahlanmaya karşı çıktı.

Hazar’ın paylaşımı konusu hala çözümlenmiş değildir, bazı olumlu yaklaşımlar olsa bile.

Devamı yarın...

Yorumlar
Ara
Sadece kaytl kullanclar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme: Cuma, 19 Aralık 2008 11:11
 
Ulti Clocks content

Objektifimden

wwwAKCAYOZnet-VedatAKCAYOZ_217.jpg
Reklam
Vedat AKÇAYÖZ, Powered by Joomla!; Joomla templates by SG web hosting