| Yakınımızdaki Uzak Ülke - 1 |
|
|
|
| Yazılar - Yakınımızdaki Uzak Ülke: Ermenistan | ||||||||||||||||||||||||||||||||
| Cuma, 01 Ağustos 2008 02:08 | ||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
| Başkent | : | Erivan - 1.103.000 Kişi |
| Başbakan | : | Serj SARKISYAN |
| Cumhurbaşkanı | : | Robert KOÇARYAN |
| Yüzölçümü | : | 29.800 km2 |
| Nüfus | : | 2.975.000 Kişi |
| Bağımsızlık | : | Sovyetler Birliği'nden 23.Ağustos.1991 |
| Din | : | Ermeni Apostolik |
| Hıristiyanlaştırılması | : | M.S. 301 |
| Para Birimi | : | Dram |
Can Dostlar;
Ermenilerin Anadolu’ya ne zaman geldikleri hakkında kesin bir bilgi yoktur.
Büyük olasılıkla Hint-Avrupa kökenli Frigya’lıların MÖ 6.yy Trakya’dan Anadolu’ya gelip, Fırat’ın doğusuna yerleşerek bu bölgenin eski halklarından olan Urartular, Huriler ve Kafkas kökenli halkların karışımıyla oluşmuştur.
Kısaca tarihçi Heredotos ve Eudoktos; Ermenileri, Anadolu’ya Trakya’dan gelen Frigya’lıların buyrukları altına aldıkları halklarla ilişkilendirir.
Ermenistan’ın coğrafi adı, Arminiya veya Armaniya olarak Pers İmparatoru I. Darius’un MÖ. 510’lu yıllarda “Bisutun Anıtı’nda” rastlanır.![]()
Tarihçi Ksenofon MÖ 399’da bölgeyi gezerken eserinde Armenia olarak bahseder.
Coğrafyacı Strabon ise (MS I.yy’)da bu bölgeyi “Armenia” olarak tanımlar.
Ermeniler; Aziz Gregorios öncülüğünde MS. 300’lerde topluca Hıristiyanlığı benimseyen ilk halktır, bu dönemden sonra Anadolu Hıristiyan olmaya başladı.
Ermeni dili Hint-Avrupa dil ailesinin bağımsız bir koludur.
Ermeni alfabesi; MS.5 yy. da “Piskopos Aziz Mesrop Maştotz” tarafından bulunmuştur.
Ermeniler bulundukları coğrafyada; Pers’lerin, Büyük İskender’in, Romalıların, Arapların, Bizanslıların, Selçukluların egemenliği altında yaşadılar, daha sonra bir kısmı Kilikya’ya (Adana bölgesi)göç ettiler.
Fatih İstanbul’u aldıktan sonra 1461 yılında Bursa’daki Ermeni Piskoposunu İstanbul’a getirerek ona Ermeni Patriği unvanını vermiştir, böylece Ermeniler Osmanlı içinde ayrı bir hukuk düzenine sahip oldular.
Osmanlı da Müslümanlar ticareti ikinci plana itip askerlikle uğraşırken gayrimüslimler genelde ticaret hayatına atıldılar.
(Yukarıdaki konulara tekrar döneceğim.)
Can Dostlarım;
Yakın zamanlara kadar Resmi tarihimizde tabu olmuş en önemli konu “ERMENİ MESELESİDİR”.![]()
Ermenistan deyince çoğumuzun aklına marjinal (uçta) fikirler gelir.
Kimine göre; “ Görüşülmemesi gereken düşman bir ülke”,
Kimine göre; “Bizi dünyaya şikâyet eden ve Türkiye’den tazminat ve toprak talebinde bulunan bir devlet.
Doğu Anadolu insanımız içinse “toplu katliamlar yapmış bir ulus.
Osmanlının en zayıf zamanında; Büyük Ermenistan’ı kurmak için isyan eden, Osmanlı’nın bir zamanlar “Millet-i Sadıka”sı.
Çok azımız “Komşu Ülke” ifadesini kullanırız.
Sayın Dostlar;
Yıllar önce “Kars Haber Gazetesi'nde” “Kars Antlaşması ve Ermeni Meselesi ” adı ile hayli kapsamlı bir yazı dizisi hazırlamıştım.
O yıllar bu yazı dizi çok ses getirmişti.
Geçen yıl bu kapsamlı yazı dizimi tekrar okumuş; fakat bir eksiklik hissetmiştim,
Neydi bu eksiklik?
“Olaylara Türkiye penceresinden Ermenistan’a bakarak yazmıştım.”
Peki, ama birde Ermenistan penceresinden Türkiye’ye bakmam gerekmez miydi?
Şimdiye kadar hep üçüncü kişi veya marjinal düşünceler üzerinden dinlemiştim Ermenistan’ı
Yakın zamana kadar Resmi devlet politikamız bile “yakın tarihimizi” yeterince gün ışığına çıkarmamıştı, nedenini hala bilmiş değilim!
Bir örnek vermem gerekirse, Dünyaca ünlü bir kalp cerrahı olan Bingür Sönmez’in bayraktarlığını yaptığı, Ahmet Günay’ın ve Erkan Karagöz gibi şahsiyetlerin “Sarıkamış Şehitlerimizin” dramlarını Türkiye’nin gündemine oturtabilmek için ne kadar büyük çaba harcadıklarını çok yakından biliyorum.
Onlarla beraber bu mücadelede yer almaktan olarak gurur duyuyorum,
Şimdi herkes “Sarıkamış Şehitlerini” anmak için koşa koşa Sarıkamış’a geliyor; ama geçmişte “TABU” olan bu meselede Resmi Devlet politikasını aşmak o kadar da kolay olmamıştır.
Sorarım size can dostlar, Bingür Sönmez’ler olmasaydı biz şimdi “Sarıkamış Şehitlerimizi" anabilecek miydik?
Böylece Onlarında katkılarıyla Enver Paşa’nın koyduğu “Tabu” yıkılmış oldu, yakın tarihimizle yüzleşmek ne kadar da doğru oldu değil mi?
Ben bir Türk vatandaşı olarak yakın tarihimi her yönü ile bilmem gerekir ki ondan ders alıp geleceğime güvenle bakmalıyım.
Sayın Dostlar,
Yakın zamanımıza kadar “Tabu” olan “Ermeni Meselesine de aynı gözlükle bakıp önemsemedik.
Birkaç cılız çıkışlar haricinde pek bir şey olmadı; fakat ne oldu Ermeni meselesindeki haklı davamızda yakın zamanımıza kadar sustuk, kapılarımızı kapattık, konuşmak isteyenleri susturduk ve her şeyi yok saydık.
Peki, Ermeniler ne yaptı; 1856 Paris Antlaşması ile Hıristiyan Avrupa’nın Osmanlı içindeki gayrimüslimleri koruma hakkını elde ettiği kazanımı” istismar edip üçüncü ülkeler üzerinden bizimle konuşmaya başladılar, “dini siyasallaştırıp, Hıristiyan ülkelerinin parlamentolarından” “Sözde Soykırım” kararları çıkarmaya başladılar.
Günümüzdeki Ermenistan’ın problemlerini bu yolla çözmek istemesi, Türkiye’yi de Azerbaycan ile ortak hareket etmesi sonucunu doğurmuştur. ![]()
1988’deki Dağlık Karabağ üzerinde çıkan anlaşmazlık ve şiddetlenen Ermeni-Azeri savaşı gerginliği iyice artırdıktan sonra Ermenistan, “Lâçin Koridoru’nu” da işgal ederek Karabağ’ı resmen kendisine ilhak etmesi Azerbaycan’ın Ermenistan’a karşı ekonomik ambargo uygulamasına yol açtı. Türkiye, 1993 yılında bu ambargoya Azerbaycan’a destek için katıldı.
Şu an Ermenistan, uluslararası boyutta Azerbaycan’ın olduğu resmen tasdik edilen topraklarının %14’ü işgal etmiştir.
İşte bu nedenledir ki Türkiye bu haksızlığı gerekçe göstererek diplomatik ilişkiden kaçınmış ve Ermenistan’la olan “Doğu Kapı” sınırını kapatmıştır.
Burada bir özeleştiri yapmalıyız, Madem Ermenistan’a ekonomik ambargo kondu, her yurttaş gibi bizler de bu kararı saygı ile karşıladık; fakat zamanla bu karar sulandırıldı, Trabzon’a ve İstanbul’a Ermeni yolcuları taşıyan uçaklar inip kalkmaya başlayınca “ambargo delindi”; ama Kars’ın ambargosu devam etti. Değerli okurlar ambargo ya vardır ya da yoktur” değil mi?
Yanılıyor muyum yoksa?
Acaba İstanbul ve Trabzon lobileri kadar gücümüz yoktu da ondan mı bizde açamadık kapımızı? Bilemiyorum!
Karadeniz’e giderseniz eğer Sarp sınır kapısına uğramanızı tavsiye ederim, orada Gürcistan üzerinden Ermenistan’a ambargoyu delerek giden bir sürü “Türk Tırlarını” göreceksiniz.
Şayet Ermenistan’a benim gibi giderseniz marketlerde dizilmiş Türk mallarını göreceksiniz.
Kars kaşarını da göreceksiniz; ama “Kars’ın Doğu Kapı'dan satılmış olanı değil, Karadeniz Lobisinin Sarp Sınır Kapısın'dan sattığı Kars Kaşarını göreceksiniz Ermenistan’da”. Bilmem anlatabildim mi?
Değerli Okurlar;
Ermenistan gezimizin tamamını olduğu gibi sizlerle paylaşacağımı söylemiştim, Diasporanın yönetimindeki Ermeni hükümetinin, Ermeni halkı ile ne kadar ayrı düşündüklerini yazı dizimde ayrıntıları ile okuyacaksınız.
Resmi Dış işleri kademelerin ne kadar farklı görüşler de olduğunu ibretle okuyacaksınız, bu görüşümü teyit etmek için Ermenistan gezimden yaklaşık üç hafta sonra “Toplanan Ermenistan Meclisi'ndeki konuşmalarını da yeri geldiğinde sizlerle paylaşacağım.
Can Dostlar Yakın tarihimizi tüm açıklığı ile bilmemiz gerekiyor.
Sanki bir şeyler saklıyormuşuz gibi, yakın zamanlara kadar arşivlerimizi bile açmadık,
10 yıldır gazetelerde defalarca yazdığım halde, Gümdü, Moskova ile gelişip ve Kars’taki Vali Konağında “Rusya, Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye’nin katılıp imzaladıkları” “Kars Antlaşması”’nın imzalandığı “TARİHİ MASA”yı bile kaldırıp attık.
Değerli dostlar;
Kars Antlaşması’nın imzalandığı kentte yaşıyoruz fakat farkında değiliz.
Bütün bu olumsuzlukları bilerek Devletler ve Hükümetler uyanık olmalıdırlar; ama İki ülke halkı konuşmalıdır.
Şimdi diyalog zamanıdır, karşılıklı diyalog zamanıdır, haklı tezlerimizi Ermeni’ye, Avrupalıya ve Dünyaya anlatma zamanıdır, “yılmadan, usanmadan, korkmadan”
Değerli okurlarım Ermenistan’dan Türkiye’ye baktığımızda ne kadar büyük bir ülke olduğumuzu anlıyoruz, birde kendi içimizde birlikteliği sağlayabilirsek aşamayacağımız engel yoktur.
Göz Nurlarım;
“Ermenistan ile Türkiye’nin, karşılıklı konuşmadan bu kadar korktuğumuzun nedenini hala çözmüş değilim.”
Ermenistan’la konuşmak demek, onların fikrini kabullenmek anlamına gelmez,
Biz Ermenistan’a gidip kendi fikrimizi anlattık; ama Ermenilerin ne dediklerini de dinledik ona göre kendimizi savunduk.
İsrafil arkadaşımız Dış işleri Bakan Yardımcısı'na resmi toplantıda “Gelin insanlık adına tüm sınırları kaldıralım!" sözüne verdiği cevap çok ilginçti; ”Siz haritaya baktınız mı? Türkiye ne kadar, Ermenistan ne kadar? Türkiye’nin nüfusu kaç, Ermenistan’ın kaç? Siz bizi boğarsınız" diye cevap verdi.
İki ülkenin konuşmaktan başka çaresi yoktur.
Konuşmadıkça marjinal düşünceler yükseliyor.
Eğer böyle devam ederse; iki ülkenin de gençliğini kaybedeceğiz.
Karşılıklı birbirimizi tanımamız şart…
| Yorumlar |
|




